17 Mayıs 2016 Salı

AB-ABD TİCARET ANLAŞMASI TÜRKİYEYİ GÜMRÜK BİRLİĞİ'NDEN KOPARACAK MI?.., Ali Serdar BOLAT

AB-ABD TİCARET ANLAŞMASI TÜRKİYEYİ GÜMRÜK BİRLİĞİ'NDEN KOPARACAK MI?..,
GÜMRÜK BİRLİĞİ'NDEN ÇEKİLMENİN TAM ZAMANI‏
AB'ye tam üye olmadığı halde, gümrük birliği anlaşması uygulayan birçok ülke vardır. Bunlardan biri de İsrail'dir. ABD de AB ile 2016 sonunda gümrük duvarlarını yıkmaya hazırlanıyor. 
Ancak AB ile gümrük birliğini iptal etmenin Türkiye'ye ne kadar yarar getireceğini tahmin etmek zor. Türkiye ile Çin arasındaki ticarette gümrük olmasına karşın, Çinlilerin ihracatı %80, Türkiye'nin %20'dir.
Ali Serdar BOLAT
Mustafa Mutlu yazdı: "Gümrük Birliği'nden çekilmenin tam zamanı".. Aydınlık, 13 Mayıs 2016. Özeti şöyle: 
Türkiye, Avrupa Birliği'ne  55 yıl önce bir istekte bulundu:
“Beni de aranıza alın!”
Tam 55 yıl geçti; bırakın AB’ye girmeyi, hiçbir şey alamadık!
Oysa; kendisi bizden ne istediyse, fazlasını kopardı.
Başka bir ülkeye teklif bile edemedikleri “tam üye olmadan Gümrük
Birliği’ne geçme” tezgahını bize dayattılar.
Tansu Çiller’i kandırıp ya da bir şekilde ikna edip (!) 1995’te bu anlaşmaya
imzayı attırdılar.
Sonuç:
Tam 21 yıldır her yıl ortalama 10 milyar dolar kaybediyoruz.
Bu anlaşma sayesinde Türkiye, AB’nin ucuz iş gücü cennetine ve teknoloji
çöplüğüne döndü; o kadar!
Karşılığında belli bir süre sonra bizi AB’ye alacaklardı. Çiller’e öyle demişlerdi.
Bu uyanık AB’liler, Suriyeli göçmen sorununun çözümünde de aynı tezgahı kurdu:
Sınırlarını kapatmak ve AB’ye yeni göçmen göndermemek karşılığında Türkiye’ye
3 milyar Eurocuk rüşvet ve vizesiz seyahat sözü verdiler.
Tam Türkiye “Evet” dedi; bu kez 72 yeni yeni şart ortaya atıldı.
Onların da 67’si yerine getirildi ancak 5’inde sorun çıktı…
Biri ve en önemlisi, “terörün yeniden tanımlanması…”
Peki; biz terörün tanımını AB’nin istediği gibi yaparsak ne olacak?
PKK’ya açık destek veren HDP’liler yargılanmaktan kurtulacak!
Bütün mesele bu…
Peki çıkış yolumuz ne?
“Hep veren ama hiç alamayan” olmaktan nasıl kurtulacağız?
Çok basit:
Örneğin AB, vizeyi kaldırmak için şapkadan “Terörü yeniden tanımlayın”
tavşanını mı çıkardı?
Biz de o zaman, “Gümrük Birliği Anlaşması’nı iptal ederiz” tavşanını çıkaracağız…
Yani “reste rest” diyeceğiz!
Hadi; sıkıysa o zaman dayılansın pabucumun kabadayıları…
***
Mustafa Mutlu reste rest öneriyor ama...
Nerede o resti çekecek kabadayı.
Mehmetçik'in başına çuval geçiren Amerika'ya nota bile verememiş, dünya
mizah tarihine geçen "Müzik notası mı bu" vecizesini yumurtlamıştı.
Şimdi mi rest çekecek Tayyip Bey.
Mustafa Mutlu çıtayı yüksek tutmuş. "Gümrük Birliği'nden çıkarız" demeyi
önermiş. Tayyip Bey "Sığınmacıları geri almayız" bile diyemedi, onu mu
diyecek?
Tayyip Bey sadece "Terörle Mücadele Yasası'nda değişiklik yapmayız" diyebildi.
Onu demese, o koltukta daha fazla oturamayacağını biliyor da ondan.
PKK'ya karşı başlatılmış olan mücadelenin önüne engel koymaya kalkışan,
bu sele kapılıp gider.
***
Ama, beterin beteri var. Bu olguyu anlayamayanlar var.
Cumhuriyet gaz tenekesinin haberinden okuyalım:

Hükumetin dış politikasını eleştiren Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın
AB'ye yönelik vize tepkisine de değinerek, "İsrail'le, Mısır'la, Suriye'yle, İran'la,
Rusya'yla kavga ettik. Şimdi sıra geldi AB ile kavga etmeye. Oradan da nasıl
bizi atarlar, onun formülünü arıyorlar. Bu olamaz. Buna izin vermemeliyiz."
diye konuştu.
Bakınız:
Bu kafa ile Tayyip'i oradan indiremezsiniz. Terörle, bölücülükle mücadeleyi
Tayyip'e hediye ederseniz, oyları Tayyip'e yönlendirmiş olursunuz.
Bugüne kadar yaptığınız gibi.,
16 Mayıs 2016 – Ali Serdar BOLAT, serdarbolat@superonline.com
ARŞİV:
Ver PKK'ya özerklik, gir AB'ye vizesiz 12 Mayıs 2016
Vizesiz Avrupa rafta, geri kabul yürürlükte   13 Mayıs 2016
Hem suçlu hem güçlü ahlaksız Avrupa Birliği   15 Mayıs 2016

13 Mayıs 2016 Cuma

"ONE MİNUTE" GERÇEĞİ - Agâh Oktay GÜNER

"ONE MİNUTE" GERÇEĞİ
Agâh Oktay GÜNER  
 Yeni bir Orta Doğu kuruluyor. Osmanlı Devletimize son veren anlaşmaların ortaya çıkardığı devletler yıkılıyor, bunları şekillendirecek yeni gelişmeler ufukta sergileniyor. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile yerle bir ettiği Libya'dan Suriye'ye kadar olan bölge tam bir viranelik halinde. Milyonlarca insan ölmüş, sakat kalmış, medeniyet ve insanlık adına ne varsa yerle bir edilmiştir. Evlerinden yurtlarından olanların facialarını her gün medyadan izliyoruz. AKP iktidarında Türkiye ne yazık ki dış politika konusunda fevkalade yetişmiş kadrolara sahip Dışişleri Bakanlığı'nı elinin tersiyle itelemiştir. O günün Başbakanı başından itibaren gördüğümüz "Tek Adam" siyasetiyle düne dayanmayan ve yarını görmeyen sadece günlük dış politika izlemiştir.
***
Tarihi, dini, örfi kimliğimiz adeta inkâr edilerek BOP'un eş başkanlığı görevi kabul edilmiştir. Bunun manası ABD'nin yakıp yıkıp bitirmek istediği Müslüman memleketlerinin ipinin Türkiye'ye çektirilmesidir. Son gelinen nokta da Türkiye için tam bir hezimettir. Davos'da dönemin Başbakanı "One Minute" diyerek İsrail'e karşı bayrak açmış, İslam Dünyasına karşı görünüşte dehşetli bir cesaret örneği sergilemiş, ancak uygulamada sessiz sedasız Türkiye her şeyiyle İsrail menfaatlerinin hizmetinde olmuştur. Nasıl mı?
1- En son gelişmeden başlayalım, İsrail üyesi olmadığı NATO'da Türkiye'nin vetosunu kaldırması sayesinde artık büro sahibidir. İsrail, "İslamcı terör"le mücadele gerekçesiyle NATO'nun ortağı haline geldi. Bir soğuk savaş dönemi kurumu olan NATO'nun İsrail ile yakınlaşmasındaki en büyük destekçisi Batı basınına göre "One Minute" göstericisi AKP iktidarıdır. NATO, İsrail'in NATO karargahında temsilcilik açma talebine olumlu cevap verdi. Türkiye'nin vetosunu kaldırmasının ardından İsrail'in NATO karargahında temsilcilik açması onaylandı.
2- İsrail ile dış ticaret hacmi iki katını aşmıştır. Türkiye'nin bütün komşularıyla dış ticareti gerilerken, sadece İsrail'le olan ticaret artış göstermiştir.
3- İngiliz Financial Times Gazetesinin yazdığına göre İsrail, son aylarda ihtiyacı olan petrolün yaklaşık %77'sini Türkiye üzerinden Irak Kürtlerinden almaktadır. İsrail'in ithal ettiği petrolün dörtte üçü Türkiye üzerinden gelen Kuzey Irak petrolüdür.
4- İsrail OECD'ye üyelik için müracaat etmiş, başlangıçta Türkiye veto etmiştir. Ancak bir süre sonra muhalefetini gevşetti ve İsrail Türkiye'nin itirazını kaldırmasıyla üye oldu.
Bütün bunlar olurken Orta Doğu'da çatışmalar devam ediyor. ABD kazandığı lanet ve düşmanlık sebebiyle Suriye'ye asker göndermiyor. Sadece hava harekatı yapıyor. Orta Doğu'nun büyük tilkisi İngiltere olanları perde arkasında yönlendiriyor, İsrail görünüşte tam siperdedir. Yabancı basında takip edebildiğimiz Dünya Siyonist Dergisi Kivunim'de yayınlanan İsrail planında yer alan görüşler tartışmasız bir şekilde gerçekleşiyor. Bu planlara göre İsrail'in Orta Doğu'daki yeni stratejisi; etnik ve mezhep farklılıkları temelinde Müslüman ülkelerin iç savaşa kışkırtılarak kırdırılması, parçalanması ve İsrail'le ittifaklar kurulması esasına dayanıyor.
***
İsrail'in uzun vadede Doğu Cephesinde bir numaralı hedefi Suriye'dir. Sonra Suriye ve Irak'ın Lübnan'da olduğu gibi etnik ve dini bölgelere ayrılmasıdır. Suriye etnik ve dini yapısına dayanılarak tıpkı Lübnan'da olduğu gibi bir kaç eyalete bölünecek ve kıyıda Şii, Halep Bölgesinde Sünni, Şam'da Kuzey komşusuna düşman olan diğer bir Sünni eyalet kurulacaktır. Bu gelişmeler uzun vadede barış ve güvenlik için İsrail'in garantisi olacaktır.
Görüldüğü gibi İsrail; beğenin beğenmeyin, dostu veya düşmanı olun tam bir devlettir.Coğrafyasına, insanına, millî menfaatlerine sahiptir. Toplumun her işi, toplum çapında atılacak her adım, her yatırım en az 50 yıl sonrası düşünülerek alınan kararlarla şekillenir. İsrail'de müthiş bir tarih şuuru vardır. Museviliğe, İsrail devletine zarar verenler asla affedilmez. Pek çok örnekte gördüğümüz gibi bu tipler dünyanın neresine kaçarsa kaçsın aranır, bulunur ve cezalandırılır. Ya biz ne haldeyiz? Çok yazdım, çok söyledim. Irak ve Suriye Türkmenlerine hiç bir zaman gerektiği ölçüde sahip olamadık. Onlar katledilirken Türkiye seyirci kaldı. Gelecek kuşaklar ve tarih bu tavrı affetmeyecektir. Ege'de Yunanlar bize ait adalara teker teker çıkıyor, bayrak dikiyor, kilise inşa ediyor. Bunun sonucu, Yunanistan'ın vizesi olmadan Ege Denizi'ne çıkamaz hale geleceğiz. Devlet olmaktan kastım bu. İşte, günü birlik politikalarla idare edilen Türkiye'nin perişanlığı ve uzun vadeli planlarla ilerleyen İsrail'in başarılı hali... [agahoktayguner@hotmail.com ]

12 Nisan 2016 Salı

BAĞIMSIZLIĞIN İLK ADIMI MOTOR - Nevzat LÂLELİ

BAĞIMSIZLIĞIN İLK ADIMI MOTOR 
Nevzat LÂLELİ                    
Sanayileşmek ve kalkınma deyince ilk akla gelen şey motor’dur. Motor, bütün makinelerin kalbidir. Diğer uzuvlardan biri veya birkaçı olmasa o makine çalışabilir ama kalp olmasa o makine çalışmaz. Bu gün ülkemizde yapıldığı iddia edilen bütün makinelerin motorları, dışarıdan ithal edilmektedir.
1950’li yıllarda Almanya’nın Ahen şehrinde bir motor fabrikasında, bir Türk motor üretim başmühendisi çalışmaktadır. TZDK Türkiye Zirai Donatım Kurumu ihtiyacı olan motorları o fabrikaya sipariş vermiş, motorlar hazırlanmış ve sevkiyata hazır hale getirilmiştir.
Bizim başmühendisimiz, motorların Türkiye’ye gönderileceğini öğrenince içi bir hoş olur. “Niçin ülkemizde motor yapılmıyor? Ben niçin buradayım da ülkemde yapılacak bir motor fabrikasının başında değilim?” Bu ve buna benzer daha birçok sorular kafasında belirir ve sanki bütün yedikleri boğazında düğümlenir, kalır.
1950’li yıllarda, Almanya’da kendisine yapılan bütün cazip teklifleri reddederek ülkesine döner ve “ülkemde motor üreteceğim” aşkıyla yanar tutuşur. Ancak hükümet başka sevdalardadır ve motor üretimi için bu aşığa hiçbir destek vermez, aksine köstek olur. Kendisine madden ve manen destek veren tek insan, Şeyhi ve Hocası Mehmet Zahit Kotku hazretleridir. Önce kendi imkânlarıyla biriktirdiği biraz parasını bu aşığın eline verir ve daha sonra da bütün müridanı teşvik ederek onların bu hayali gerçekleştirmelerini ister.
İslam altın demez ama Sünnet olduğunu bildiği “Gümüş” üzerinde durur. Kurulacak motor fabrikası şirketinin adı “Gümüş motor” olur ve sulama gibi bir hayra vesile olması için de ilk planda sulama motorları üretiminin yapması istenir.
1956 yılında 200 ortakla kurulmuş olan Gümüş motor fabrikasının temeli atılır. Şirketin başına Umum Müdür olarak bu âşık yani Prof. Dr. Necmettin Erbakan getirilir.
İstanbul’da ki motor ithalatçısı azınlıklar, Gümüş motorun ürettiği kapasitede ki motorları Avrupa’dan ithal ederek daha ucuz bir şekilde piyasaya sürerler. Bu haksız rekabet yıllarca sürer. Menderes hükümeti bu ithalatı kesemez. Bizzat Başbakan Menderes’in ifadesiyle “Benim üstesinden gelemediğim güçler var. Gelin daha fazla zarar etmeyin. Gümüş motor’u Şeker şirketine devredelim” der. Ve aynı motorlar bu sefer “Pancar motor” adıyla üretime devam ederler. Ama bir gerçek ortaya çıkar ki o da “1956 yılında Türkiye’de motor üretimi yapılmıştır” gerçeğidir.
BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ, MİLLİ GÖRÜŞ
Her türlü imkânları bulunan Türkiye, kendi imkânlarıyla niçin sanayileşemez? Niçin kendi motorunu üretemez? Bunun tek cevabı vardır. O da Türkiye bağımsız değildir. Bir takım işbirlikçi Hükümetler, Türkiye’yi daha çok bağımlı olmaya götürecek, kanunlar, kararnameler, genelgeler, tüzük ve talimatlar çıkartmaktadırlar. O halde bağımsızlık mücadelesi siyasi platformunda devam etmelidir.
1969 bağımsızlar hareketiyle Prof. Dr. Necmettin Erbakan Konya’dan aldığı 3 milletvekili oyu ile milletvekili olur ve meclise girer.
Bunlar yanlarına aldıkları idealist ve inançlı kadrolarla 1969 da MNP Milli Nizam Partisini kurarlar. Bu bağımsızlık mücadelesi Anayasa mahkemesinin kararı ile 1970 de sona erer. Ancak bu yola çıkanlar, “Can tenden çıkmadıkça biz bu çalışmalardan vazgeçmeyiz” derler ve 1971 yılında MSP Milli selamet Partisini kurarlar.
MSP, 1973 seçimlerinde 48 milletvekili ve 3 senatör çıkartır. Millet, yapılan bu bağımsızlık mücadelesini anlamış ve Milli görüş’ün partisine destek vermeye başlamıştır.
MSP, 1974 yılında Bülent Ecevit’in Başbakanlığında CHP-MSP koalisyon hükümetini kurar. Prof. Dr. Necmettin Erbakan başbakan yardımcısı olur. Kıbrıs barış harekâtı, bu hükümetle başarılır.
Erbakan’ın dâhiyane bir buluşu da, Bakanlar kurulunda bilir bilmez her Bakanın Türkiye’nin sanayileşmesine burnunu sokmamasını için “Bakanlıklar arası ekonomik kurulu” kurması ve o kurula başkanlık etmesidir. Sadece yatırımcı Bakanları bu kurula üye alarak, onları orada ikna eder.
Ağır sanayi hamlesi böylece başlar. Ülkemizin hemen her bölgesine “fabrika kuran fabrikalar” kurulur. Sloganı ise; “Her ile bir fabrika”dır. Organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteler, oto yollar ve hızlı tren projeleri hariç 200 Ağır sanayi fabrikası kurulur. Bu çalışmalar AP, MHP, MSP hükümetlerinde de devam eder. “Tuttuğunu koparan…” MSP’yi yolundan çevirmek mümkün olmaz.
Dış güçler ile bunların ülkemizdeki işbirlikçilerini bir telaş alır. “Ne oluyor? Derler. Yoksa Türkiye kontrolümüzden çıkıyor mu?”
Bu arada karşımıza 12.Eylül.1980 İhtilalı çıkar. Hapisler, sürgünler, mahkemeler, idamla yargılanmalar… Bu güzel insanların yıllarını alır, tabii bağımsızlığımızın da…
 “Benim evladım yanıyor. Ben evladımı kurtarmaya koşuyorum. Birisi bana çelme takmış, ama ne gam…” diyen bir âlimimizin ifadesine uygun, 19 Temmuz 1983'te RP Refah Partisi kurulur. RP, 24 Aralık 1995 genel seçimlerinde 158 milletvekilliği çıkarır ve birinci parti olur. Bu kere, bu vasıta ile “Adil düzen” hedefine ulaşılmaya çalışılır.  
Bu defa Prof. Dr. Necmettin Erbakan Başbakanlığında kurulan hükümete DYP de dâhil olur. Denk bütçe, Havuz sistemi, çalışanlara verilen % 300’e varan zamlar, bir ay gibi kısa zamanda ABD ve bir Avrupa ülkesini almadan 8 ülkenin birleşmesi ve D-8 kurulması çalışmaları, karşımıza 28.Şubat.1997 YAŞ (Yüksek Askeri Şura) yı çıkarır ve Türkiye, yeni bir baskı ortamına daha itilir.
Erbakan hükümetine isteklerini yaptıramayanlar, hükümet ortağı DYP içindeki bazı milletvekillerini ikna ederek istifa etmelerini sağlarlar. Böylece hükümetin dayanağı olan meclis çoğunluğunu ortadan kalkar. Hükümet 15.Haziran.1997 de istifa mecbur kalır.
“Kervan, yolda düzülür” atasözüne uygun önce FP Fazilet Partisi kurulur. Onun da Anayasa mahkemesinin hışmına uğramsından sonra SP Saadet Partisi kurulur. FP’dekiler, milli görüş yolunda (bağımsızlığımızı sağlama için) azimle devam ederlerken, “Milli görüş” gömleğini çıkardığını ilan edenler de bir parti kurarlar ve adına AKP derler. Böylece bağımsızlık çalışmaları, dolayısıyla bağımsızlığımız tekrar akamete uğrar.

5 Mart 2016 Cumartesi

HİÇBİR KURUM KENDİ TEŞKİLAT MENSUPLARINA, "BU KADAR ÖN YARGILI VE PEŞİN HÜKÜMLÜ" YAKLAŞMAMIŞTIR.

GÜMRÜK MÜŞAVİRLERİ POTANSİYEL SUÇLU DEĞİLLER!..
 ONLARI ÖN YARGI İLE POTANSİYEL SUÇLU OLARAK GÖRMEK ÇOK YANLIŞTIR.
*
HİÇBİR KURUM KENDİ TEŞKİLATI MENSUPLARINA BU KADAR ÖN YARGILI YAKLAŞMAMIŞTIR.
Gümrük Ticaret Bakanlığı Gümrük Müşavirlerini koruması gerekirken, sanki onlardan intikam alır gibi, çok basit olaylarda mesleklerini ellerinden alarak, onları potansiyel suçlu olarak addederek, ekmek paralarını kazanmalarına engel olmamalıdır.
Gümrük Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlanmış ve İstanbul Gümrük Müşavirleri derneğine gönderilerek, görüş ve düşünceleri istenmiştir.
Aşağıda hazırlanan kanun taslağını okuduğunuzda, siz de bizler gibi şu kanaate ulaşacağınıza eminiz.
Bakanlık diyor ki, sevgili Gümrük Müşavirleri, siz bu mesleği icra etmeyin. Ettiğiniz takdir de, size en ufacık bahane ile ceza veririm ve iki kere cezanın üzerinden de, sizi meslekten atarım. Bir daha bu mesleği yapamazsınız. Emekli aylığınıza da katkıda bulunamazsınız.
Meslekten haksız yere men edilen o kadar çok Gümrük Müşavirleri var ki, suçlandıkları ve haklarında dava açıldığı mahkemelerden beraat etmelerine ve beraat kararlarını da Bakanlığa iletmelerine rağmen, mesleğe döndürülmemekte ve potansiyel suçlu olarak hayatlarını eza ve cefa içerisinde devam ettirmelerine göz yumulmaktadır.
Aşağıda hazırlanmış olan kanun taslağı bu şekilde çıkarıldığı takdirde, artık Gümrük Müşavirlerinin Müşavirlik mesleğini icra edebilmeleri mümkün olamayacaktır.
Burada bir çelişki de mevcuttur.
Taslak metinin Madde 230/A-1. Maddesinde: Müşavirler ve gümrük müşavir yardımcıları, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fiillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanununun kamu görevlilerine ait hükümleri uyarınca cezalandırılır, denilmektedir.
Bu duruma göre cezalandırılması istenilen Müşavirler hakkında o zaman neden aşağıdaki hükümler konmuştur. TC. Kanununda bu hükümler yoktur. En önemlisi de, Gümrük Müşavirleri serbest meslek mensubudurlar. Memur değildirler. Neden memurlar gibi cezalandırılmaktadırlar. Gümrük Ticaret Bakanlığının çalışan elemanı değillerdir. Bir hata yapmaları halinde T.Ceza Kanununun amir hükümleri uygulanır. Neden memur gibi disiplin cezası verilerek, suçlu olup olmadıkları ispatlanmadan meslekten geçici veya meslekten men cezası verilir, bunu da anlamak mümkün değildir.
EN ÖNEMLİSİ DE NEDEN GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI GÜMRÜK MÜŞAVİRLERİNİN "MESLEK ODASI KURMALARINI" ENGELLEMEKTEDİR?
Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Taslağı Hakkında Önemli Duyuru
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü-Gümrük Müşavirleri Dairesi tarafından Derneğimize gönderilen yazıya istinaden Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı taslağının 230/A, 230/B ve Geçici 9 uncu maddeleri ile Geçici 6 inci maddenin kaldırılmasına ilişkin Derneğimiz görüşü istenmiştir.
Söz konusu kanun tasarısı ile ilgili olarak görüş ve önerilerinizi 07 Mart 2016 Pazartesi mesai saati bitimine kadar derneğimize e-posta ya da faks ile göndermenizi önemle rica ederiz.
TASLAK METİN
GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
 Madde 230/A- 1. Müşavirler ve gümrük müşavir yardımcıları, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fiillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanununun kamu görevlilerine ait hükümleri uyarınca cezalandırılır.
2. Müşavirlik mesleğinin onuruna aykırı fiil ve hareketlerde bulunanlarla görevlerini yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da görevin gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmayan müşavirler, gümrük müşavir yardımcıları ile stajyerler hakkında, müşavirlik hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla, durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre aşağıda tanımlanan disiplin cezaları verilir. a) Uyarma; mesleğin icrasında daha dikkatli davranılması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. b) Kınama; görevinde ve davranışında kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesidir. c) Geçici olarak meslekî faaliyetten alıkoyma; meslekî sıfatı saklı kalmak kaydıyla altı aydan az, bir yıldan çok olmamak üzere meslekî faaliyetten alıkoymadır. ç) Meslekten çıkarma; meslek izin/yetki belgesinin veya gümrük müşavir yardımcılığı kimliğinin geri alınarak, mesleği icra etmesine izin verilmemesi ve sicil kaydının silinmesidir.
 3. Gümrüklerde uygulanan mevzuat hükümlerinin ve Bakanlık tarafından belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde gerekli özeni göstermemek uyarma cezasına tabidir.
 4. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Mesleki konularda yapılacak sözleşme hükümlerine riayet etmemek, b) Mesleği icabı bilmesi gereken durumlarda yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak, c) Görev sırasında kamu görevlilerine sözlü saldırıda bulunmak, ç) Başka bir meslek mensubu ile sözleşmesi bulunan müşterilere, bilerek iş önermek ve diğer meslek mensubu hakkında olumsuz yorumlarda bulunmak, d) Kendisi, hizmetleri ve faaliyetleri hakkında gerçekdışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak, e) Kullanıcı/erişim kodu ve şifresini maiyetinde çalışan müşavir yardımcısı ve stajyerlere kullandırmak, f) Gümrük müşavirliği şirketinde ortaklığı varken aynı şekilde kurulmuş ikinci bir gümrük müşavirliği şirketine ortak olmak, g) Uyarma cezasını gerektiren fiilin, cezanın verildiği tarihten itibaren iki yıl içinde tekrar işlenmesi.
5. Geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Meslek mensubu olmayanlar ile gümrük müşavirliği mesleğinin icra edilmesini sağlayacak işbirliği ve ortak çalışma ortamı oluşturmak, b) Gerekli tedbirleri almayarak kullanıcı/erişim kodu ve şifresinin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasını sağlamak, c) Görev sırasında kamu görevlilerine fiili saldırıda bulunmak, ç) Gümrük müşaviri ve müşavir yardımcısı olmayan şahısları gümrük müşavirliği şirketine ortak yapmak, d) Dolaylı temsilci sıfatıyla, meslek mensubu olmayan gerçek ve tüzel kişilere tabi ve onların iş yerlerine bağlı olarak açık veya gizli hizmet akdi ile çalışmak, e) Kınama cezasını gerektiren fiilin, cezanın verildiği tarihten itibaren iki yıl içinde tekrar işlenmesi.
 6. Meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Yedi yıllık dönem içinde iki defa geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası ile cezalandırıldıktan sonra bu cezayı gerektiren fiili yeniden işlemek, b) İzin belgesini, kullanıcı/erişim kodu ve şifresini bir başkasına kiraya vermek veya izin belgesini, kullanıcı/erişim kodu ve şifresini devamlı veya geçici olarak üçüncü kişilere kullandırmak, c) Başka gümrük müşavirlerinin ad, unvan ve şifrelerini kullanarak beyanname düzenlemek, ç) Diğer müşavir ve/veya müşavir yardımcıları ile Bakanlık merkez ve taşra personeli hakkında ilgili kuruluşlara asılsız ihbar veya şikâyette bulunmak, d) Affa uğramış, ertelenmiş, hükmün açıklanması geriye bırakılmış veya paraya çevrilmiş olsa dahi Kanunun 227 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde sayılan suçlardan birinden hüküm giymek.
7. Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.
 8. Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları, uyarma ve kınama cezalarının verildiği tarihten itibaren beş yıl, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasının verildiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra Bakanlığa başvurarak, verilmiş olan cezaların sicil dosyasından silinmesini isteyebilir. Başvurular Bakanlıkça değerlendirilerek sonuçlandırılır. Meslekten çıkarma cezaları sicil dosyasından silinmez.
9. Disiplin Kurulları, önerilen cezayı kabul veya reddedebileceği gibi bir alt disiplin cezasının uygulanmasına da karar verebilir.
10. Savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. Yetkili disiplin kurulunun on günden az olmamak üzere verdiği süre içinde savunma yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.
11. Disiplin cezaları, fiilin mevzuat hükümlerine aykırılığının gümrük idarelerince tespit edildiği tarihten itibaren üç yıl, her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren beş yıl içinde verilmediği takdirde zamanaşımına uğrar. Ancak, mevzuata aykırı işlem ve eylemlerin aynı zamanda bir adli kovuşturma konusu olması halinde, bu aykırılık için Türk Ceza Kanununda öngörülen zamanaşımı hükümlerine göre disiplin cezası verilir.
12. Uyarma ve kınama cezası yetkili gümrük ve ticaret bölge müdürü, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası Bakanlık Merkez Disiplin Kurulu, meslekten çıkarma cezası Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilir.
13. Disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır.
14. Disiplin işlem ve kararına konu teşkil edecek bir eylemden dolayı aynı zamanda ceza mahkemesinde dava açılmış olması disiplin soruşturması açılmasını engellemez. Ceza mahkemesince mahkumiyet kararı verilmesi veya verilmemesi halleri, ayrıca disiplin cezası verilmesini etkilemez.
15. Gümrük Kanununa ve gümrüklerde uygulanan mevzuat hükümlerine aykırı hareketleri tespit edilen gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının izin belgeleri gümrük ve ticaret başmüfettişleri, gümrük ve ticaret müfettişleri, gümrük ve ticaret müfettiş yardımcıları ile gümrük ve ticaret bölge müdürleri tarafından gerek görülmesi halinde tedbir mahiyetinde geçici olarak alınır ve gümrüklerde iş takip etmelerine izin verilmez. Bu durum, gerekçesi ile birlikte izin belgesinin alınmasını izleyen gün Bakanlığa bildirilir. Bu yöndeki inceleme ve araştırma üç ay içerisinde tamamlanmadığı takdirde, tedbir kendiliğinden kalkar. Bu şekilde izin belgeleri alınanlar hakkında geçici mesleki faaliyetten alıkoyma cezası verilmesi halinde, tedbir mahiyetinde izin belgelerinin alındığı süre, verilen cezadan mahsup edilir.
16. Mesleğe alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya mesleğin ifası sırasında bu şartlardan herhangi birinin kaybedilmesi halinde, müşavir ve müşavir yardımcılığı izin belgeleri Bakanlık tarafından iptal edilir.
Madde 230/B- 1. Gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı sınavı açılmasına ilişkin işlemler Bakanlıkça yürütülür. Gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı sınavları Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. Kanunun 227 ve 228 inci maddelerinde belirtilen koşulları sınavın açıldığı yılbaşında sağlamış olanlar, o yıl açılan gümrük müşavirliği veya gümrük müşavir yardımcılığı sınavlarına müracaat edebilirler. Gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı sınavlarına en fazla üçer kez girilebilir.
Geçici Madde 6 - Kaldırılmıştır.
 Geçici Madde 9- 1. Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesi uyarınca yapılan gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı sınavları, Kanunun 230/B maddesi hükmüne göre yapılacak sınavlarda göz önüne alınır. 2. Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesi uyarınca verilen disiplin cezaları, Kanunun 230/A maddesi uyarınca verilecek disiplin cezalarının uygulanmasında esas alınır. 3. Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlenen suçlar nedeniyle disiplin cezası önerilen ve Yüksek Disiplin Kurulu ile Merkez Disiplin Kurulu gündeminde bulunan dosyalar 3 ay içinde 4458 sayılı Kanunun bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan geçici 6 ncı maddesinin mülga hükümleri gereğince karara bağlanır. Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlenen suçlar hakkında 4458 sayılı Kanunun bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan geçici 6 ncı maddesinin mülga hükümleri gereğince işlem yapılır.
MEVCUT METİN
Geçici Madde 6 – Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları çıkarılacak bir kanunla bağlı bulundukları gümrük ve muhafaza başmüdürlüğü görev alanı itibariyle kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu şeklinde örgütleninceye kadar aşağıdaki hükümler uygulanır:
 1. 1615 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre kurulan Gümrük Komisyoncuları Dernekleri faaliyetlerine devam eder ve sınav açılması ile izin belgeleri verilmesi işlemleri Gümrük Müsteşarlığınca yürütülür.
a) Gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı sınavları Müsteşarlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde her yıl bir kez yapılır.
b) 227 ve 228 inci maddelerde belirtilen koşulları sınavın açıldığı yıl başında sağlamış olanlar,o yıl açılan gümrük müşavirliği veya gümrük müşavir yardımcılığı sınavlarına müracaat edebilirler.
c) Gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı sınavlarına en fazla üçer kez girilebilir. 2. Gümrük müşavirliği veya gümrük müşavir yardımcılığı mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve hareketlerde bulunanlarla, görevlerini yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da görevinin gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunan meslek mensupları hakkında, gümrük müşavirliği hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla, durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre aşağıda tanımlanan disiplin cezaları verilir.
 a) Uyarma: Meslek mensubuna mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
 b) Kınama: Meslek mensubuna görevinde ve davranışında kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesidir. c) Geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma: Mesleki sıfatı saklı kalmak şartıyla altı aydan az,bir yıldan çok olmamak üzere mesleki faaliyetten alıkoymadır.
 d) Meslekten çıkarma: Meslek mensubunun izin belgesinin geri alınarak, bir daha bu mesleği icra etmesine izin verilmemesidir.
3. Mesleki kurallara, mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve harekette bulunanlarla, görevin gerektirdiği güveni sarsıcı harekette bulunan meslek mensupları hakkında, ilk defasında uyarma, tekrarında ise kınama cezası uygulanır. Görevini bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da bu Kanunda yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunan meslek mensupları için geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası uygulanır. Sahte belgelere dayanılarak yanlış beyanda bulunulduğunun, ancak bu durumun gümrük müşavirinin bilgisi dışında olduğunun, bununla birlikte, bir araştırma sonucunda gerçek durumun öğrenilebileceğinin Gümrük Müsteşarlığı merkez denetim elemanlarınca rapora bağlandığı durumlarda, ilgili gümrük müşavirine ilk defasında kınama cezası verilir. Bu hususun tekerrür etmesi halinde geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası uygulanır. 7.1.1932 tarihli ve 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun hükümlerine göre kaçakçılık suçundan mahkûmiyet kararı kesinleşen meslek mensuplarına, meslekten çıkarma cezası verilir.
4. Üç yıllık dönem içinde iki veya daha fazla disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan meslek mensubuna, her yeni suçu için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanabilir. Beş yıllık dönem içinde iki defa mesleki faaliyetten alıkoyma cezası ile cezalandırılmasından sonra bu cezayı gerektiren fiili yeniden işleyen meslek mensupları hakkında meslekten çıkarma cezası uygulanır. Disiplin kurulları bir derece ağır veya bir derece hafif disiplin cezasının uygulanmasına karar verebilirler. Takibat ve hüküm tesisi, disiplin soruşturması yapılmasına ve disiplin cezası uygulanmasına engel değildir.
5. Meslek mensubu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Yetkili disiplin kurulunun on günden az olmamak üzere verdiği süre içinde savunma yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılırlar. Disiplin cezaları kesinleşme tarihinden itibaren uygulanır.
6. Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanununun Devlet memurlarına ait hükümleri uyarınca cezalandırılır.
7. Disiplin cezaları bir dava sonucuna bağlı olmaksızın mevzuat hükümlerine aykırılığı gümrük idarelerince tespit edildiği tarihten itibaren üç yıl süreyle uygulanmadığı takdirde zamanaşımına uğrar. Mevzuata aykırı işlem ve eylemlerin aynı zamanda bir adli kovuşturma konusu olması halinde, bu aykırılık için Türk Ceza Kanununda öngörülen zamanaşımı hükümlerine göre disiplin cezası verilebilir.
 8. 2 numaralı bentte belirtilen uyarma ve kınama cezası yetkili gümrük başmüdürü, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası Müsteşarlık Merkez Disiplin Kurulu, meslekten çıkarma cezaları Müsteşarlık Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilir.
9. Bu Kanuna ve gümrüklerde uygulanan mevzuat hükümlerine aykırı hareketleri görülen gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının izin belgeleri gümrük müfettişleri, gümrük müfettiş yardımcıları, kontrolörler, stajyer kontrolörler ve gümrük ve mahafaza başmüdürleri tarafından gerek görülmesi halinde tedbir mahiyetinde geçici olarak alınır ve gümrüklerde iş takip etmelerine izin verilmez. Bu durum, gerekçesiyle birlikte izin belgesinin alınmasını izleyen günde Müsteşarlığa bildirilir. Bu şekilde izin belgeleri alınanlar hakkında geçici mesleki faaliyetten alıkoyma cezası verilmesi halinde, tedbir mahiyetinde izin belgelerinin alındığı süre verilen cezadan mahsup edilir. 10. Gümrük müşavir derneklerince, gümrük müşavirlerinin yapacakları iş ve işlemler karşılığı alacakları asgari ücretleri gösteren ve takvim yılı bazında belirlenen Asgari Ücret Tarifesi, Müsteşarlıkça uygun görülerek onaylanmak suretiyle uygulamaya konulur.

26 Ocak 2016 Salı

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL TEŞKİLATLANDIRMA SEKRETERİ VE TÜRK BÜRO-SEN GENEL BAŞKANI FAHRETTİN YOKUŞ'UN BASIN AÇIKLAMASI

DÜNYA GÜMRÜK GÜNÜNDE, GÜMRÜK ÇALIŞANLARI SORUNLARININ ÇÖZÜLMESİNİ BEKLİYOR
TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL TEŞKİLATLANDIRMA SEKRETERİ VE TÜRK BÜRO-SEN GENEL BAŞKANI FAHRETTİN YOKUŞ'UN YAZILI BASIN AÇIKLAMASI
Ülkemiz bulunduğu coğrafya itibari ile oldukça önemli stratejik bir konumdadır. Bu noktada gümrükler de, ülkemizin dünyaya açılan yüzüdür.
Gümrüklerde yaşanacak her türlü olumsuzluğun ülkemizin imajını derinden etkileyeceği gerçeği ile karşı karşıya iken, maalesef Gümrük ve Ticaret Bakanlığı çalışanları birçok olumsuzlukla yüz yüzedir.
Gümrük çalışanlarının mali, özlük ve sosyal haklarında hak ettikleri bir düzenleme bu güne kadar yapılmadığı gibi,  sürekli mevzuat değişikliği,  gümrük çalışanlarına yöneltilen haksız ithamlar ve yer değişikliği endişesi çalışma motivasyonunu bozmaktadır.
GÜMRÜK ÇALIŞANLARININ CAN GÜVENLİĞİ TEHLİKE ALTINDA
Dünyanın kilit noktasındaki Gümrüklerimiz her türlü teknolojik imkânı hak etmektedir.  Gümrük kapılarındaki teknolojik standardın artması öncelikli olarak ülkemizin itibarını ve gelişmişliğinin bir ispatı olduğu gibi,  gümrüklerde çalışan personelinde çalışma motivasyonunu arttıracaktır. Avrupa Birliği idealini benimsemiş, her fırsatta dünyadaki gelişmelerden bahsedenler bu konuda sınıfta kalmışlardır. 
Başta Habur ve Gürbulak Sınır Kapıları olmak üzere, pek çok gümrük kapısında çalışanlar saldırıya uğramaktadır. Servis araçları taşlanmakta, çalışanlar tehdit edilmektedir. Son dönemde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşanan terör olayları sebebiyle Gümrük çalışanları teröristler tarafından rehin alınmış, Gümrük Kapıları günlerce kapalı kalmış, çalışanların can güvenliği tamamen ortadan kalkmıştır. Bu hususta Bakanlık Yöneticileri ile yaptığımız bir dizi görüşmeye rağmen tedbir alınmaması ve olaylara kayıtsız kalınması oldukça düşündürücüdür.
Sendikamızca yıllarca;  yetkililere  gümrük çalışanlarını sorunları iletilmiştir, maalesef zor şartlarda görev  yapan,  can güvenlikleri tehdit altında bulunan her an karalanma, yolsuzluk, kaçakçılık  ithamıyla karşı karşıya kalan gümrük çalışanları kaderleriyle baş başa bırakılmıştır.
MEMURLARIN ÇALIŞMA ODALARINA KADAR KAMERA KONULMASI YASAL DEĞİLDİR
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın başlatmış olduğu uygulama ile personel odalarına kamera kayıt sistemleri yerleştirilmiştir. Bu uygulama hem uluslararası insan hakları sözleşmelerine, hem de Başbakanlık genelgesine aykırıdır. Güvenlik için yapılıyor ise giriş kapılarına ve koridorlara kamera yerleştirmek yeterli olacaktır. Odalara yerleştirilecek kamera sistemi, kurum personelinin mahremiyetini yok edecektir. Özellikle bayan personeller açısından ciddi sıkıntılar yaratacaktır. Bu sorun sadece Başbakanlık Genelgesi ile belirtilen noktalara kamera sistemlerinin yerleştirilmesi ile çözülecektir. Yetkililer bu hususta gerekli hassasiyeti göstermelidirler.
GÜMRÜK ÇALIŞLANLARININ MALİ SOSYAL VE ÖZLÜK HAKLARI DÜZELTİLSİN
Sendikamız tarafından gündeme getirilen gümrük çalışanlarının haklı talepleri şunlardır;
*Ek ödeme, mükellef mesaisi gibi tüm ücretlerin emekliliğe sayılması,
*Özel hizmet tazminat oranlarının, diğer kamu kurumlarında aynı unvanda çalışanlara ödenen tazminat oranlarına yükseltilmesi,
*Gümrük muhafaza personeline silah tazminatı ve yıpranma payı verilmesi,
*4458 Sayılı Gümrük Kanunu’na göre ödenmekte olan fazla mesai ücreti uygulamalarında kanuni limitlerin en üst tutardan başlamak suretiyle uygulanması gerekirken, alt limitlerden başlanılarak ödeme yapılması uygulamasına son verilerek, tüm memurların fazla mesai ücretlerinin kanuni limitin en üst düzeyinden ödenmesi,
*Aday memurların hizmet sürelerinin bölge hizmetinden sayılması düzenlemesinden, halen bölgede fiilen görev yapan personelinde talebi halinde yararlandırılması,
*24/24 ya da 12/12 olan çalışma saatlerinin, uluslararası çalışma örgütü ve 657 sayılı kanunun öngördüğü kriterlere göre yeniden düzenlenmesi,
*Gümrük kapılarında görevli personelin can güvenliğinin sağlanması,
*Başta muayne ve muhafaza memurları olmak üzere; belirlenecek kriterlere göre Gümrük ve Ticaret Bakanlığı personeline kurum içinden Gümrük Uzmanlığına geçiş imkânı, ile Bilgi İşlem Dairesinde çalışan personelinde Bilişim Uzmanı olarak atanması,
* Tüm kadro ve unvanlar için lise mezunu Yardımcı Hizmetliler dahil olmak üzere, Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavının açılarak sürekli hale getirilmesi,
*Araştırmacı kadrosunda görev yapan personelin mali ve sosyal hak kayıplarının giderilmesi için kadrolarına uygun görevlerine atanması,
*X-Ray araç ve konteyner tarama sistemlerinde görevli gümrük personelinin sağlığı ve yaşam kalitesi ile moral ve motivasyonlarının korunması, kurumlar arasında uygulama birliğinin sağlanmasını teminen, anılan personelin haftada 35 saatten fazla çalıştırılmaması, yılda en az bir kez tıbbi muayenelerinin yaptırılması ve tıbbi muayene bedelinin Kurumca karşılanması,
* 666 sayılı KHK ile değişik 4458 sayılı Gümrük kanunun 221. maddesine göre 15.01.2012 tarihinden sonra merkez teşkilatına naklen atanan veya geçici görevlendirilen personele fark tazminatı ödenmemekte olup, bu durumdaki aynı işyerinde aynı işi yapan personel arasındaki ücret adaletsizliğinin giderilmesi,
*Taşra ve Bölge Müdürlüğü personelinin Bakanlık merkez binasında yemek hizmetinden faydalanırken, misafir ücretine tabi tutulmaması,
*Kılık ve kıyafet Yönetmeliği kapsamında dağıtılan üniformaların mevsime ve bedene uygunluğunun sağlanması yönünde biran önce tedbirler alınması
Hususlarında ivedilikle çalışma yapılarak, çözüm yolları üretilmelidir.
Türk Büro-Sen olarak, 26 Ocak Dünya Gümrük Günü’nde, Gümrük çalışanlarının kazanılmış haklarının iade edilmesi temennisi ile tüm gümrük çalışanlarının Gümrük Günü’nü kutlarız.
-- 
Röportaj ve görüşme talebiniz için
0312-424 22 11
TÜRK BÜRO-SEN BASIN BÜROSU
Deniz GÜRBÜZ

4 Ocak 2016 Pazartesi

Yeni Akit Gazetesi Yazarı Abdurrahman DİLİPAK'dan İtiraflar...

Abdurrahmen Dilipak: "Bizimkiler acemi bu işlerde, yerken üstlerine başlarına döküyorlar!.."
Hükümete yönelik yaptığı “Ankara’da, İstanbul’daki ve diğer illerdeki günah evlerinizi, otellerde, yatlarda yediğiniz haltları ve inlerinizi biliyorlar. Girenler-çıkanlar kayıt altında”açıklamasıyla çok tartışılan Yeni Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, aynı konu ile ilgili açıklamalarını sürdürdü.
Yeni Yüzyıl gazetesinden Esra Elönü’ye konuşan Abdurrahman Dilipak, İslamcı camia ile ilgili iddiaları tekrar ederek “Bizde yılların açlığı vardı. Para, kadın, makam bir anda başını döndürdü birilerinin. Bir de bizimkiler acemi bu işlerde, yerken üstlerine başlarına döküyorlar. Daha yeni öğreniyorlar” ifadelerini kullandı.
Dilipak ayrıca bu iddiaları gündeme getirdiği için eski bir milletvekilinin kendisine teşekkür ettiğini belirtti. “Dindarmış gibi görünen adamların zaafları yüzünden Müslümanlara zarar veriliyor’ diyorsunuz doğru mu?” sorusuna Dilipak şu yanıtı verdi:
“Evet. Bizde yılların açlığı vardı. Para, kadın, makam bir anda başını döndürdü birilerinin. Bir de bizimkiler acemi bu işlerde, yerken üstlerine başlarına döküyorlar. Daha yeni öğreniyorlar. Din ve çevre, baskısı, korkusu, vicadani rahatsızlık utanma duygusu da var hâlâ birilerinde, o zaman panikliyorlar. Yerken de ezik bir yanları var. Allah ve ahiret korkusu küllenmiş bir kor gibi yüreklerimizin bir yerinde duruyor.
ESKİ BİR MİLLETVEKİLİ “GÜNAH EVLERİ” YAZISI İÇİN TEŞEKKÜR ETTİ
Helal, haram kelimelerini duydukça irkiliyorsunuz. Cenaze namazına geliyorsunuz, ölüm korkusu ağzınızın tadını kaçırıyor. Biliyorsunuz, bir hırsız bir bağdan bir bostan çalar ama rüşvet alan biri, bir bostan karşılığında bir bağı satar…
Hafızanız sizi rahatsız eder. Eski bir milletvekili o yazımdan sonra bir mail atmış, ‘Günah evleri konusu Ankara’da o kadar ortalıkta yaşanıyordu ve konuşuluyordu ki kaleme aldığınız için teşekkürler’ diye. Bu işler birçok kişinin bildiği bir sır. Polis de bilir bunları, bürokrat da, herkes birbirinin açığını bildiği için giderek bir dehşet dengesi oluşuyor.
[[[***Posted by: Tamer Olgun <htamerolgun@gmail.com> [OzgurGundem] Fwd: Dilipak: Bizimkiler acemi bu işlerde, yerken üstlerine başlarına döküyorlar‏-ÖZGÜR GÜNDEM GRUP, Gönderen: Timur Eren]]] 4 Ocak 2016 12:48