16 Nisan 2015 Perşembe

MERSİN’DEKİ GÜMRÜK DUVARI;.. Prof. Dr. ATA ATUN

MERSİN’DEKİ GÜMRÜK DUVARI
Prof. Dr. ATA ATUN
Bazı üreticilerimiz, ürettikleri malı Türkiye’ye satamamaktan şikayet ederler. Evrak işlerinin çokluğundan, gümrük memurlarının sertliğinden veya da olumsuz yaklaşımlarından rahatsızlığını dile getirir, ürettikleri malın Türkiye’ye girişi ile ilgili izin veren Bakanlıkların, KKTC’den ithal yapılmasına karşı çıktıkları için el altından gizli gizli engel çıkardıklarını söylerler. KKTC’de üretilen malların Türkiye’de rekabet ortamı yaratacağı ve yerel üreticileri darbeleyeceği gerekçesi ile Avrupa Birliği gibi Türkiye’nin de KKTC’ye ticari ambargo koyduğunu iddia ederler. ​Dillerinin kemiği yok.
Bol bol konuşur ve şehir efsaneleri üretirler. Birçok Kıbrıslı Türk, bu olumsuz şehir efsaneleri, konuşmalar, iddialar, yayınlar ve suçlamalar nedeni ile Mersin’de çok yüksek ve aşılamaz, aynen Fransızların İkinci Dünya Savaşında Alman orduları geçemesin diye inşa ettikleri ünlü Majino hattı gibi bir gümrük duvarı olduğu inancında. Bu kişiler her tür olumsuz iddiayı ortaya atarlar ama aynaya bakmak bir türlü akıllarına gelmez nedense. Başkalarını merdiven altı olmakla suçlarlar ancak kendilerinin neyin altında olduklarını görmek istemezler, kendilerini yargılamak akıllarına hiç gelmez. İşin doğrusu, iddia edildiği gibi Mersin’de herhangi bir Gümrük Duvarı yok. Bırakın duvarı, çit bile yok.
            Anavatan Türkiye bütün kapılarını, KKTC’deki üreticilerin ürettikleri ticari mallara sonuna kadar açmış. Hatta yere kırmızı halı bile sermiş. Lütfen çalışın, üretin ve Türkiye piyasasına gönderin diyerek. Her işte olduğu gibi elbette bu konuda da, KKTC’de üretilen ticari malların Türkiye piyasasına girebilmesi için birtakım kurallar ve standartlar var. Türkiye piyasasına girebilmek için bu kurallara uymak şart. Başta sağlık ve hijyen kuralı geliyor, sonra da denetim, beyan ve etiketleme. Bunların hepsi TSE’de açık ve net bir şekilde belirtilmiş. Kurallara uydunuz mu, kapılar sonuna kadar kendiliğinden açılıyor. Bunun için kapı koluna elinizi uzatmanıza bile gerek kalmıyor. Üretilen ticari mallar, sonuna kadar açık kapılardan, elini kolunu sallayarak geçiyor, herhangi bir gümrük vergisi veya başka tür bir vergi ödemeden. Sadece KDV ödeniyor ve satış sonrası da bu KDV geri alınıyor.
            Gerçekte gerekli olan bütün evrak işlemleri, daha ticari mallar daha yola çıkmadan, Kıbrıs Türk Ticaret Odasında (KTTO) ve T.C. Lefkoşa Büyükelçiliğinde yapılıyor ve tamamlanıyor. Bu aşamadan sonra önemli olan üretilen ticari malın üzerindeki etiketinde yazılanlar ile içindekinin birebir uyuşması. Türkiye’nin gümrük kapılarında yapılan kontrollerde, etikette yazılanlar ile ticari malın içindekiler uyumlu ise sorun yok ve bütün işlemler orada bitiyor, ticari mal da Türkiye’ye giriyor. Yani, denetim, kontrol ve vergilendirme açısından Türkiye’nin herhangi bir şehrinde üretilen ticari mal ile KKTC’de üretilenin arasında hiçbir fark yok.
            TSE kurallarına uyan, T.C. Gümrüklerindeki denetimlerden alınlarının akı ile geçen başarılı birkaç şirketimiz var. Yerel televizyonlarımızda reklamlarını gururla seyrettiğim bu şirketlerimizden bir tanesi, haftada asgari 4 konteyneri, KKTC’de ürettiği mamullerle doldurup, Adana’da kurduğu, gene kendisine ait şirketine göndermekte. Oradan da Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesindeki temsilcilerine dağıtmakta. Bu şirket şu anda, Türkiye’de devlerin hâkim olduğu pazarda 6. sıraya yerleşmiş durumda…
            Buradaki, Rumların başlattığı ve BM Güvenlik Konseyi’nin 18 Kasım 1983 günü aldığı 541 numaralı insanlık dışı ambargo kararını sıfırla çarpan anavatan Türkiye’nin güzel ve Kıbrıslı Türkleri destekleyici bir uygulaması ve sanayicilerimizin de birlikte gururunu yaşadığımız bir başarısı…
            Ata ATUN, e-mail: ata.atun@atun.com, http://www.ataatun.org
Facebook: Ata Atun, http://www.twitter.com/ataatun, 15 Nisan 2015